


Karabük Üniversitesi Tıp Fakültesinde yürütülen ve TÜBİTAK tarafından desteklenen deneysel bir araştırmada, Trokserutin’in nörodejeneratif hastalıklardaki etkileri dünyada ilk kez kapsamlı şekilde incelendi. Karabük Üniversitesi (KBÜ) Tıp Fakültesi Temel Tıp Bilimleri..

Karabük Üniversitesi Tıp Fakültesinde yürütülen ve TÜBİTAK tarafından desteklenen deneysel bir araştırmada, Trokserutin’in nörodejeneratif hastalıklardaki etkileri dünyada ilk kez kapsamlı şekilde incelendi.
Karabük Üniversitesi (KBÜ) Tıp Fakültesi Temel Tıp Bilimleri Fizyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Demir’in yürütücülüğünü yaptığı “Kainik Asit ile Oluşturulan Deneysel Nörodejenerasyon Modelinde Trokserutinin Nöroprotektif Etkilerinin ve Galektin-3 İlişkisinin Araştırılması” başlıklı bilimsel araştırma, Alzheimer, Parkinson ve Huntington hastalıkları gibi nörodejeneratif hastalıkların tedavisine yönelik önemli bulgular ortaya koydu. TÜBİTAK Destek Programı kapsamında gerçekleştirilen projede, beyin hasarına karşı koruyucu etkiler gösteren yeni bir yaklaşım ortaya kondu.
Araştırmada, beynin temel uyarıcı nörotransmitteri olan glutamatın aşırı birikiminin sinir hücrelerinde ciddi hasara yol açtığı ve bu durumun bilişsel ve motor bozukluklar ile seyreden; beyin ve omurilikteki sinir hücrelerinin (nöronların) zamanla yapısal ve işlevsel kaybına, hatta ölümüne neden olan, genellikle ilerleyici ve geri dönüşümsüz hastalıklar olarak nitelendirilen çeşitli nörodejeneratif hastalıkların gelişiminde rol oynadığı vurgulandı.
Karabük Üniversitesi Tıp Fakültesi Temel Tıp Bilimleri Fizyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Demir, Dünya nüfusunun giderek yaşlandığını ve bu duruma bağlı olarak da söz konusu hastalıkların görülme sıklığının arttığını ifade ederek şunları söyledi:
“Bilindiği üzere dünya nüfusu giderek yaşlanmakta ve bu yaşlanmayla birlikte hem Türkiye’de hem de dünya genelinde Alzheimer, Parkinson gibi hastalıkları daha sık görmekteyiz. Bu nörodejeneratif hastalıkların temelinde oksidatif stres, nöroinflamasyon ve bazı kimyasal habercilerin eksikliği, artışı ya da birikimi yer almaktadır.”
Yürüttükleri çalışmada bu hastalıkların mekanizmalarını anlamaya ve yeni tedavi seçenekleri geliştirmeye odaklandıklarını belirten Demir, TÜBİTAK tarafından desteklenen projeye ilişkin şu bilgileri paylaştı:
“Hazırladığımız proje özgün değere sahip olması nedeniyle TÜBİTAK tarafından desteklendi. Bu tür nörodejeneratif hastalıklar oksidatif stres ve nöroinflamasyon ile seyrederken diğer yandan beyin için çok önemli olan bazı haberci maddelerin biriktiğini görüyoruz. Biz bu hastalığı elde edemediğimiz için denekler üzerinde aynı modeli oluşturarak yapıyoruz. Mikro cerrahi yöntemiyle deneklerimize verdiğimiz kainik asitle bu nörodejenerasyonu oluşturduk. Nörodejenerasyon beyin hasarı ve ölümü anlamına gelmektedir. Bu beyin hasarı ve ölümünü model olarak oluşturduğumuzda aynı sonuçları alabildik.”
Çalışmada Trokserutin’in etkilerini araştırdıklarını belirten Mehmet Demir, elde edilen sonuçların umut verici olduğunu şu sözlerle ifade etti:
“Son dönemlerde üzerinde sıklıkla durulan Galektin-3 isimli bir protein bulunmaktadır. Bu protein çok önem arz etmektedir. Bizim tedavi amaçlı verdiğimiz Trokserutinin bu üç değişiklik üzerine etkisini araştırdık. Sonuçlar çok olumluydu. Bu terapötik ajanın hem nöroinflamasyonu ve oksidatif stresi azalttığını hem de son dönemlerde etkin olduğunu söylediğimiz bu Galektin-3 seviyelerini azalttığını gördük.”
Elde edilen bulguların gelecekte yeni tedavi yaklaşımlarına kapı aralayabileceğini dile getiren Demir, çalışmanın önemine şu sözlerle dikkat çekti:
“İleride bu molekülün bir ajan ya da bir tedavi edici ajan olarak ortaya çıkması mümkün. Bu bakımdan dünya ve Türkiye’de ilk defa yapılan bir çalışma bu. Uluslararası saygın dergilerden birinde yayın olarak kabul almıştır. Bu bizim için çok umut verici ve sevindirici bir haberdir.”
